Genel Kültür
Trend

Nükleer Enerji, Atom Bombası ve Çernobil Faciası

Nükleer Enerji, Atom Bombası ve Çernobil Faciası: Çernobil Nükleer Santrali, eski adıyla S.S.C.B yani Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin en gözde mühendislik projelerindendi. Burada yaklaşık 30 milyon kişiye yetebilecek elektrik üretiliyordu ve bu santral Sovyet mühendisliği tarafından hayata geçirilen en büyük işlerden biriydi.

Nükleer Enerji, Atom Bombası ve Çernobil Faciası: Çernobil Nükleer Santrali, eski adıyla S.S.C.B yani Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin en gözde mühendislik projelerindendi. Burada yaklaşık 30 milyon kişiye yetebilecek elektrik üretiliyordu ve bu santral Sovyet mühendisliği tarafından hayata geçirilen en büyük işlerden biriydi.

Ancak 1986 yılında yapılan bir testte, arka arkaya gerçekleştirilen hatalar sonucunda reaktörde muazzam bir patlama oldu. Ve reaktörün çekirdeğindeki radyoaktif madde Türkiye başta olmak üzere tüm Avrupa’ya yayıldı. Kaza sonucunda milyonlarca kişi radyoaktif kalıntılardan etkilendi. Bunun sonucunda çağın vebası sayılan kanser de dahil olmak üzere birçok sağlık sorunu yaşandı.

Nükleer Enerji, Atom Bombası ve Çernobil Faciası

Kazanın hemen ardından olaya müdahale edebilmek için gelen ve reaktörün etrafında çalışan on binlerce asker ve sivil ise kazadan sonraki aylarda hayatlarını kaybettiler. Bu asker ve siviller Çernobil enkazında kısa vardiyelerle (yaklaşık 3 dakikalık sürelerle) çalışsalar da yüksek dozdaki bu radyasyona maruz kaldıkları için kısa süre içinde kendilerini ölüme görülen rahatsızlıklar başlamış oldu.

Şimdi sizlerle, bu devasa kazanın olduğu geceye doğru hayali bir zaman yolculuğu yapalım ve çernobil faciası nasıl yaşandı anlamaya çalışalım:

nükleer santarl
Nükleer Santraller

Nükleer Enerji Nedir? Nükleer Santraller Nasıl Çalışır?

Çernobil faciasının detaylarına geçmeden önce Nükleer Enerji Nedir? Nükleer Reaktörler Nasıl Çalışır? sorularına yanıt arayalım. Hayatımızın her anında enerjiye ihtiyaç duyarız. Bu enerjileri de yediğimiz besinlerden karşılarız. Besinleri oluşturan moleküller birbirlerine kimyasal bağlarla bağlıdır. Ve bu bağların içinde kimyasal enerji saklıdır. Bu kimyasal bağları parçaladığımız zaman kimyasal enerji açığa çıkar. Biz de bu enerji ile hayatımızı sürdürürüz.

Doğada da çeşitli enerji türleri vardır ve bunlar birbirlerine dönüştürülebilirler. Örneğin arabaların motoru benzini yakıp, benzinin içindeki kimyasal enerjiyi hareket enerjisine dönüştürmeye yarar. Ya da rüzgârı oluşturan havanın hareket enerjisi, rüzgâr tribünleri yardımıyla elektrik enerjisine dönüşür.

İşte bu enerji türlerinden biri de nükleer enerjidir.

Nükleer Enerji, Atom Bombası ve Çernobil Faciası: Maddeleri oluşturan atomların merkezinde birer çekirdek vardır. Ve bu çekirdeklerin etrafında elektronlar döner. Çekirdeğin içinde ise proton ve nötron adında iki parçacık bulunur. Bu parçacıklar birbirlerine çok yakın halde bulunurlar ve birbirlerine muazzam bir çekim kuvvetiyle bağlıdırlar. Çekirdekteki parçacıkların arasındaki çekim kuvveti çok kuvvetli ve çok güçlü olduğu için çekirdek parçalandığında açığa çıkan enerji de muazzam boyutlarda olur. Öyle ki çekirdeği oluşturan tüm madde saf enerjiye dönüşür.

İlginizi Çekebilir
Şafi Mezhebi Seferi Namazı Nasıl Kılınır

Nükleer Enerji ve Atom Bombası

Einstein’a ait olan izafiyet teorisi ve meşhur formülü e=mc2, maddenin dönüştüğü enerji miktarını hesaplamak için kullanılır. Einstein bu teoriyle birlikte aslında hiç istemese de atom bombası ile Hiroşima şehrinin yüzde yetmişinin yok olmasına ve yaklaşık 140 bin kişinin ölmesine katkıda bulunmuştur.

Bazı atomların çekirdeğinde çok fazla proton ve nötron bulunur. Örneğin uranyum atomunun çekirdeğinde toplamda 235 tane proton ve nötron vardır. Ve bu yüzden çekirdeği çok büyüktür. Bu da uranyum çekirdeğini parçalanmaya çok daha müsait bir hale getirir. Çekirdeği büyük olan elementler genelde radyoaktif özellikler gösterirler.

Atom Bombası

Nükleer Enerji, Atom Bombası: Bir miktar uranyum elementi alıp atomlarına karşı nötron parçacıkları fırlatırsak, bu nötronlar uranyum çekirdeklerinin parçalanmasına ve içindeki parçacıkların dışarı fırlatılmasına neden olur. Fırlamaya başlayan parçacıklar etraftaki diğer atom çekirdeklerine çarparlar ve onlarda parçacık fırlamasına yol açarlar. Bu noktadan sonra durdurmanın çok zor olduğu bir zincirleme reaksiyon başlar ve ortaya olağanüstü bir enerji çıkar.

Atom bombası denilen korkunç silah bu zincirleme reaksiyonun kontrol altında olmadan gerçekleşmesidir. Bir atom bombası yapmak için basitçe bir kaç kilogram uranyum elementi alıp üzerine nötron parçacığı ateşlemek yeterlidir. Eğer bu zincirleme reaksiyon kontrol altında gerçekleşirse nükleer bir reaktör elde edilmiş olur. Nükleer reaktörlerde gerçekleşen reaksiyon sırasında açığa çıkan müthiş sıcaklık suyu ısıtır ve buhara dönüştürür. Oluşan yüksek basınçlı buhar, tribünleri doldurur ve böylece elektrik enerjisi üretilmiş olur.

Çernobil’de Ne Oldu?

Şimdi, 26 Nisan 1986 gecesinde neler yaşandığına geri dönelim. Saat gece 01:00 civarında Çernobil Nükleer Reaktöründe bir güvenlik testi yapılıyordu. Ve rektörün gücü 200 Megawatt’a kadar düşürülmüştü. Testi uygulayan mühendislerden Aleksandr Fyodoroviç Akimov, amiri Anatoly Dyatlov’u gücün 700 Megawattan az olmaması gerektiği konusunda uyardı. Ancak Dyatlov onu dinlemedi. Çernobil’de kullanılan reaktör tipi olan kaynar su reaktörleri düşük güçte çalıştırıldıkları zaman kararsız hale geliyorlardı ve kontrol edilmeleri zorlaşıyordu.

Saat 01:23’te reaktörün gücü birden normalin 120 katına fırladı.

Ve sıcaklığı 4500 °C ye kadar çıktı. Bu sıcaklık neredeyse Güneş’in yüzeyindeki sıcaklık kadardı.

İlginizi Çekebilir
Stockholm Sendromu Nedir? Tedavisi Var mıdır?

Ardından kontrol odasına panik içinde bir mühendis girdi ve reaktörün her biri yaklaşık 400 Kg olan kontrol çubuklarını yerinden fırlattığını söyledi. Bunun üzerine Akimov reaktörü tamamen kapatmak için acil durdurma düğmesine bastı. Ancak durdurma işlemi reaktördeki sıcaklık ve basıncın daha da artmasına yol açtı. Reaktörün tepesini kapatan 1000 ton ağırlığındaki kapak büyük bir patlama ile yerinden fırladı. Reaktörün kapağının açılması ise içeriye oksijen girmesine yol açtı ve rektördeki hidrojenle reaksiyona giren oksijen gazı ikinciye ve çok daha büyük bir patlamaya neden oldu. Bu patlama bir atom bombasının yarattığı patlamaya göre çok daha düşük şiddette olsa bile bir atom bombasının toplamda yaydığı radyoaktif maddeyi hemen olmasa da birkaç saatte yayabiliyordu.

Çünkü bir atom bombasının içinde yaklaşık 60 Kg uranyum varken; Çernobil Nükleer Reaktörünün içinde yaklaşık 30 ton uranyum vardı. Bu yüzden Çernobil kazasında asıl zarar veren şey patlamanın yarattığı şok dalgası değil patlama yüzünden etrafa saçılmış radyoaktif maddelerdi.

Patlamanın Etkileri

Bu maddeler rüzgâr ve yağmurlarla ülkemiz de dahil olmak üzere tüm Avrupa’ya yayılarak içme sularına, tarım mahsullerine karıştı ve çok sayıda insanın vücuduna girerek kanser oluşumuna sebep oldu.

Patlamadan birkaç dakika sonra yangını söndürmek için itfaiye ekipleri olay yerine geldi. Bu sırada reaktörden yangınla birlikte çok miktarda radyoaktif madde salınıyordu. Ve itfaiyeciler reaktöre çok yakınlardı. Bu yüzden maalesef yangına müdahale eden ekipteki herkes yaklaşık birkaç hafta içinde radyasyon zehirlenmesi nedeniyle hayatını kaybetti. İtfaiyecilerin maruz kaldıkları radyasyon neredeyse bir milyon röntgen filmi çektirmekle eş değerdi.

Ukrayna‘nın başkenti Kiev’in 70 Km kuzeyinde bulunan Pripyat, Çernobil nükleer santralinde çalışan kişilerin aileleriyle birlikte yaşamaları için kurulmuş bir şehirdir. Pripyat şehrinde yaşayan insanların bazıları da o sırada şehirde bulunan bir köprüden yangını ve radyasyonun havada oluşturduğu parlak ışıkları izliyorlardı. Ancak o gece köprüden olayı izleyen herkes çok yüksek dozda radyasyona maruz kaldı ve birkaç sene içinde kanser olup hayatlarını kaybettiler.

Belki de bu sebepledir ki Çernobil Faciası2nın ardından Pripyat’lıların olayı seyrettikleri ve ölümlerine sebep olan bu köprüye ‘Azrail Köprüsü’ adı verilecekti.

Peki, radyasyon Nedir ? Ve Neden bu kadar zararlıdır ?

Yazımızın başında anlatıldığı gibi radyasyon, radyoaktif atomların çekirdeklerinden yüksek enerjili ışınların yayılmasıdır. Bunlardan en zararlı olanı ise Gama ışımasıdır. Gama ışımasını durdurabilmek için kalın beton duvarlar ve kurşun plakalar gerekir.

İlginizi Çekebilir
Borderline Kişilik Bozukluğu

Nükleer Enerji, Atom Bombası: Gama ışıması vücudumuzu kolaylıkla delip geçebilir ve bu yolla DNA yapımızın bozulmasına sebep olur. DNA yapısının bozulması ise kansere yol açar. Çernobil Nükleer Tesislerindeki yangının su ile sönmeyecek kadar sıcak olması yüzünden yaklaşık 2000 adet helikopter uçuşuyla reaktörün üzerine kum, bor ve kurşun atarak, yangını söndürmeye çalıştılar. Bu maddeler hem yangının havayla temas etmesini önlemeyi hem de radyoaktif parçacıkların salınımını azaltmayı sağladı.

Ama patlamanın hemen ardından insanların şehir dışına tahliyesi başlatılmalıyken bu yaklaşık 36 saat sonra başlayabildi. Pripyat ve etraftaki şehirlerde yaşayan yaklaşık 350.000 kişi geçici olacağı vaad edilerek tahliye edildiler. Ancak tahliye geçici olmadı ve 350.000 kişi bir daha asla evlerine geri dönemediler. Etraftaki evcil hayvanlar ve vahşi tüm hayvanlar radyoaktif kirliğin yayılmaması için itlaf edilip toprağa gömüldü.

Patlamadan Sonra Çernobil

Patlamadan birkaç ay sonra ise reaktörün üstü 300.000 ton beton ve 6.000 ton çelikle kaplandı. Bu sayede oluşan yapıya Rusça olarak “Sarkofaj” yani ‘Mezar’ adı verildi. Sarkofaj ömrünü tamamladığı için birkaç yıl önce daha güvenli ve daha büyük bir yapı ile değiştirildi. Günümüzde ise Pripyat şehri adeta hayalet şehre dönüşmüş durumdadır.

Çernobilde ki nükleer rüzgarlar coğrafi olarak en yakın olan ülkelerden biri olan Türkiye’ye de ulaşmıştı. Bununla birlikte dönemin yetkilileri bu felaketi o kadar hafife aldı ki o dönem Sanayi ve Ticaret bakanı olan Cahit Aral Karadeniz de yetişen çayların radyasyondan etkilenmediğini ispat etmek için kameraların karşısında yöreye ait olan çaydan içti. Bedeli sonraki yıllarda çok ağır olacak bu olayı hafi gösterme tavrı öyle bir hal aldı ki mesele “Radyoaktif çay daha lezzetlidir” şeklindeki esprilere kadar uzandı.

Türkiye’de kanser hastalığı

Oysa binlerce kilometre uzaklıktaki İngiltere bile radyasyonun yıkıcı etkilerinden korunmak için önlemler almaya çalışıyordu. Uzmanlar Türkiye’de kanser hastalığında çok ciddi bir artış olduğu inancında. Bunun temel sebebini Çernobil olarak gören uzmanlar risklerin hala devam ettiği uyarısında da bulunmaktadır.

Kanser vakalarının Marmara Bölgesinde 1986-1987 arasında yaklaşık iki kat; Karadeniz’de ise 1995’ten sonra yaklaşık üç kat artması da bunu doğrular mahiyettedir.

Bu gelişmeler ışığında Türkiye enerji açığını gidermek için Nükleer tesislere yönelmeli mi yoksa alternatif enerji arayışlarına mı girişmeli bunu da “yorumlar” kısmında sizin yorumlamanızı rica ediyoruz…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu