Genel Kültür

Temizlik Nedir? Medeniyetimizde Temizliğin Yeri

Temizlik Nedir?

Tertemiz bir sayfa açıp başlıyoruz yazmaya… Öyle ya kirden arınmış bir sayfa, yeni umutlar, yeni heyecanlar getirir hep… Tertemiz bir sayfa ve tertemiz bir niyetle başlamışken madem, temizliği anlatalım biraz. Temizlik üzerine yazı yazılır mıymış demeyin sakın. Temizlik üzerine değil bir makale yazmak, belki kitaplar yazılsa yine değer (Temizlik üzerine kitaplar yazılsa değer demişken Yılmaz Özdil tarafından yazılan “Atatürk ve Temizlik” isimli kitabı sevgili okurlarımıza tavsiye etmeden de geçmeyelim). Ondandır ki koskoca bir medeniyeti temizlik üzerine bina etmişiz milletçe. Dinimizin “temizlik imandandır” düsturundan tutun da Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’un fethinin hemen ardından belki de ilk icraatlarından birinin temizlik teşkilatının kurulması olmasına kadar tarihimizin ve medeniyetimizin her bir nakışında temizlik örülüdür… O zaman dilerseniz bu yazımızda geçmişten günümüze temizlik anlayışımızla ilgili sizi bazen şaşırtacak bazen de gururlandıracak birkaç bilgi verelim ve sizden de yorumlar kısmında kendi temizlik anlayışınızdan, anektodlarınızdan ve tecrübelerinizden bahsetmenizi isteyelim…

Temizlik Neden Bu Kadar Önemli?

Bir kavramın güzelliğini anlamak için belki de hiç denemediğiniz bir yöntem söyleyelim size: O kavramın zıddına bakın! Zıddı ne kadar kötüyse kendi o denli güzel ve özeldir. Kazurat, necaset, şaibe, çirkin, çirkef, çer-çöp gibi kelimeler sizde ne kadar kötü duygular uyandırıyorsa “temizlik” o kadar aksi yönde tesir uyandırmalı. Zira bu kelimelerin hepsi “temizlik” kelimesinin zıt anlamlılarıdır. “Hadi hepsini anladım da “çirkin” ne alaka” dediğinizi duyar gibiyiz. Oysa çirkin kelimesi Farsça’da “pislik, kir, irin” gibi anlamları olan “çir” kökünden türetilmiştir. İşte bu kötü kavramların tersine temizlik her güzel şeyin özüdür.

Dinimizde Temizlik

Temizliğe önem vermek bir titizlik emaresi ya da elitist bir tavır değil kişinin hem kendisine hem de çevresine duyduğu saygının bir gereği olarak adeta bir mecburiyettir. Bundandır ki dinimiz temizliği iki yönlü olarak ele almakta ve ruhun arınması anlamında “iç temizliğe”, bedenin ve çevrenin paklığı anlamında ise “dış temizliğe” sıklıkla vurgu yapmaktadır. Dünya dinlerinin ve inanç sistemlerinin kaçında bir ibadetin ön koşulu olarak “temizlik” yer almaktadır sizce? Peki biz bu dinin mensupları olarak bu ölçüde dikkat ediyor muyuz şahsi temizliğimize? Örneğin bir gayr-ı müslim ülkemize gelse herhangi bir caminin şadırvanında veya tuvaletinde medeniyetimizin eşsiz temizlik anlayışının emarelerini görüp “ne güzel bir dinmiş bu İslam” der mi? Dedirtebilir miyiz temizlik anlayışımızla bunu?

Dış temizlik olmadan iç temizlik de olamayacağından olsa gerek Peygamber Efendimiz (sav), bütün inananlardan düzenli olarak beden temizliği yapmalarını istemiş ve bütün yönleriyle sağlıklı bir toplum oluşturmayı hedeflemişti. Yine Peygamberimizin (sav) “Evlerinizin önünü temiz tutunuz” ve “Rahatsızlık veren bir şeyi yoldan kaldırmak sadakadır” hadisleri ve kendisinin bizzat hem şahsi temizliğine verdiği önem hem de zevcelerine ev temizliğinde yer yer yardım ederek örnek olması bu konuya verdiği önemi kanıtlamaktadır.

hamamlar
Osmanlı’da Temizlik

Osmanlı’da Temizlik

1539 yılında çevre temizliğiyle ilgili kanunname çıkaran Kanuni Sultan Süleyman, bugün bile eşine rastlanamayacak detayları içeren (hayvan leşlerinin temizlenmesi, ev ve dükkânların temiz tutulması, çamaşır sularının yollara dökülmemesi, at arabalarının özel park yerlerine park edilmesi vb) bir nizamname ile dünyaya medeniyet dersi veriyordu. Öyle ya o tarihlerde bugün imrenerek medeniyet örneği gösterdiğimiz ülkelerin hemen hepsi içi su dolu bir fıçıda defalarca yıkanmayı bile büyük bir temizlik emaresi kabul ediyorlardı. İstanbul Fatih’i Sultan Mehmet Han ise yayınlamış olduğu kanunname ile “yoldaki balgam ve tükürüklerin üzerine kül atılarak temizlenmesi” emrini vermiştir. Aslında akla şu soru gelebilir: “Acaba bu kadar temizlik tedbiri almak yerine bireye yönelip onun temizlik alışkanlığını sağlasalardı daha iyi değil miydi?” Buna cevabımız elbette “Evet” olur ama yukarıda da bahsettiğimiz gibi bireysel anlamda bu bilinci aşılayan yüce dinimizdir, devlet ise kendi görevini yapar olası ihmallere karşı tedbirini alır ve düzeni sağlar. İşte Osmanlı bunu yapıyor ve dünyayı kendine hayran bırakıyordu…

Osmanlı’da Şehir Temizliği

Osmanlı’da şehir temizliği teşkilatlı bir yapı içerisinde Subaşı’nın emrinde çalışan ‘çöpçü subaşı’ tarafından yapılırdı. Çöpçü subaşılar evlerin arasından “Var mı çöp çıkaraaaannn!” diye bağırarak geçer, dolaştıkları sokaklardaki birikmiş çöpleri küfelerine doldurarak taşır götürürlerdi (Bu çöpler sonra ayrıştırılır, o zamanın şartlarında geri dönüştürülemeyecek olanlar Prens Adalarının ilerisine kadar taşınır ve denize dökülürdü). Bundandır ki Ayrıntılı İstanbul panoraması çizimleriyle tanınan Guillaume-Joseph Grelot o dönem gezip gördüğü İstanbul’a hayran kalmış ve özellikle temizlik anlayışını öven, hamamlarından kıskançlıkla bahseden birçok yazı kaleme almıştır.

Çanakkale savaşından sonra ise genciyle yaşlısıyla yedi düvele direnen ecdadımız o kadar çok şehit vermiştir ki belki de bu nedenle ilk kadın temizlik görevlileri de o zamanki belediye teşkilatında görev yapmaya başlamıştır. Bu konuda detaylı bilgi almak isteyenlere de Mehmet Mazak tarafından yazılan ““İstanbul sokaklarına dokunan ilk hanım elleri” isimli makaleyi önerebiliriz. Orada da bahsedildiği gibi Demetre Vaka adlı Nidanya konsolosunun sekreteri olan bir Rum hanım, 1921’de gördüğü manzarayı anlatırken “Bir sabah geldim ve kaldığım otelden Karaköy’e doğru ineyim dediğimde gözlerime inanamadım. Karaköy’de caddeleri, sokakları temizleyen hanımların, genç kızların olduğunu gördüm.” demektedir. Erkekler cephede şehit düşünce iş başa düşmüş ve kahraman kadınlarımız narin elleriyle dünyanın en güzel şehrini daha da güzelleştirmeye, temizlemeye başlamışlar. Makalemize sponsor olan Vitrin Temizlik gibi şirketlerde alınteriyle çalışıp helalinden kazanan kadınlarımızı görüp “Kadın çalışır mıymış, bu bizim medeniyetimizde yok, otursun evinde” diyen çok bilmişlere selam olsun!

temizlik
Osmanlı’da Hamamlar

Hamamlar

Neyse, biz konumuza dönelim. O dönem tıpta da son derece ileride olan Osmanlı, bugünkü adıyla “önleyici tıp” kavramına son derece önem verir, hastalıktan sonra tedavi etmeye çalışmak yerine hastalanmadan önce vücut direncini artırmaya yönelik tedbirler geliştirmeye çalışırdı. Bunun en temel yollarından biri de hijyen yani Osmanlı dönemindeki karşılığıyla hamam kültürüdür. Kişisel bakım ve temizliğin gündelik hayatın vazgeçilmez bir parçası olduğu o dönemde hamamlar, gece-gündüz 24 saat sıcak su temin edilebilir şekilde hazır tutulurdu. Hamamda cildi arındırmak için kese ve sabunlar kullanılırdı.

Atatürk ve Temizlik

Kısaca bugün bize göre “ileri” görünen medeniyetlerde temizlik bir detay iken bizim hem tarihimiz hem de inanç medeniyetimiz “temizlik” üzerine bina edilmiştir. Burada anlatmadığımız daha o kadar çok tarihi vaka var ki kitaplara sığmaz. Daha Midilli adasının çevresini ve Körfez denizini temizlemek için daha 1700’lü yıllarda gemi üretilmesinden bahsetmedik bile… Ya da çok sıcak bir havada görevde olan Atatürk’ün, arkadaşlarıyla birlikte bulduğu vaha suyunu içilebilecek şekilde tülbentle arıttıktan sonra kendi payına düşen suyun yarısını her sabah şahsi temizliğine ayırmasından dem vurmadık bile daha… Düşünsenize çöldesiniz, susuzluk en büyük tehdit, ama siz orada bile önce temizlik diyorsunuz…

Sonuç:

İşte biz buyuz ey sevgili okur… Günümüzde salgın hastalıklar hayatımızı zindana çevirirken kendi temizlik alışkanlıklarımızı sorguluyor muyuz acaba? Hangi medeniyetten geldiğimizin ne kadar farkındayız söyler misiniz? Yılda birkaç kez telefon değiştirecek parayı bulabilirken örneğin bakteri yuvası olan koltuklarımızı kanepelerimizi yılda kaç kere temizletiyoruz? “Siliyorum ben, silmez miyim?” demeyin sakın, silmek kir ve mikropları bir yerden başka bir yere taşır sadece… Tüm işi ve sorumluluğu temizlik olan ve buna uygun ekipmanlar bulunduran profesyonel firmalar var, bir telefonunuzla emrinizdeler… Haydi bugünden itibaren tekrar medeniyetimizin ışıklı yollarını takip edelim ve dünyayı kendimize tekrar hayran bırakacak gelişmişlik seviyelerine yükselmeye “temizlik medeniyeti” inşaasıyla başlayalım…

Bu içeriğe Kocaeli Temizlik Firması Vitrin Temizlik sponsor olmuştur.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu